
Mengi Yay Yachts, Virtus XP serisinin ikinci gövdesi olan 52 metre üzerindeki NB 116 – Amphib II’yi Tuzla’daki tersanesinde başarıyla denize indirdi. Çelik gövdesi, alüminyum üst yapısı ve 500 GT sınırının altında geliştirilen mühendislik yaklaşımıyla proje, Türkiye’nin süperyat üretimindeki yükselişini uluslararası vitrine taşıyor.
Yazan: Bilal Yazkan
Küresel Denizcilik Medya Ağı Stratejisti
Türkiye’nin köklü yat üreticilerinden Mengi Yay Yachts, özel üretim süperyat portföyünün en yeni üyelerinden NB 116 – Amphib II’yi İstanbul Tuzla’daki tersanesinde denize indirdi.
Projenin inşa programında önemli bir aşamanın tamamlanmasını temsil eden bu gelişme, yalnızca Mengi Yay Yachts açısından değil, Türkiye’nin 50 metre üzerindeki özel üretim süperyat projelerinde ulaştığı mühendislik ve üretim kapasitesi bakımından da dikkat çekici bir kilometre taşı niteliğinde.
Amphib II, Mengi Yay Yachts’ın yeni nesil keşif ve uzun menzilli seyir anlayışını temsil eden Virtus XP serisinin ikinci gövdesi olarak geliştirildi. Yatın tasarımı VYD Studio, gemi mühendisliği ve naval architecture çalışmaları ise Van Oossanen Naval Architects tarafından gerçekleştirildi.
Çelik gövde ve alüminyum üst yapı kombinasyonuna sahip olan proje, 52 metreyi aşan uzunluğuna rağmen 500 GT sınırının altında kalacak şekilde planlandı.
52 metrenin üzerinde, 500 GT sınırının altında
Amphib II’nin en dikkat çekici özelliklerinden biri, uzunluğu ile iç hacmi arasında kurulan mühendislik dengesi.
Bir süperyatın 52 metreyi aşan bir gövde üzerinde; misafir yaşam alanlarını, mürettebat bölümlerini, teknik hacimleri, servis koridorlarını, depolama alanlarını ve açık güverteleri 500 GT sınırının altında bir araya getirmesi, kapsamlı bir planlama gerektiriyor.
Bu nedenle Amphib II’deki mühendislik başarısı, yalnızca büyük bir yat inşa edilmesinden ibaret değil. Esas değer; hacim yönetimi, ağırlık dağılımı, stabilite, operasyonel ihtiyaçlar ve yaşam konforunun aynı platform üzerinde dengeli biçimde çözülebilmesinde ortaya çıkıyor.
Çelik gövde, uzun menzilli seyirlerde ihtiyaç duyulan dayanıklılık ve denizcilik kabiliyetini desteklerken; alüminyum üst yapı, üst seviyelerdeki ağırlığın kontrol altında tutulmasına katkı sağlıyor.
Bu yapı kombinasyonu, Amphib II’nin hem güçlü hem de dengeli bir seyir platformu olarak geliştirilmesine imkân veriyor.
Explorer karakteri ile süperyat konforu birleşiyor
Virtus XP serisi, geleneksel motor yat anlayışının ötesinde, daha kapsamlı bir seyir senaryosu üzerine kuruluyor.
Serinin tasarım yaklaşımında uzun menzil, farklı coğrafyalara erişim, geniş açık alanlar ve operasyonel esneklik ön plana çıkıyor. Amphib II de bu yaklaşımı modern süperyat konforuyla birleştiriyor.
Yatın en belirgin bölümlerinden biri, kıç güvertede konumlandırılan geniş helikopter operasyon alanı. Bu alan, Amphib II’nin uzak destinasyonlara ve daha bağımsız seyir programlarına yönelik karakterini açık biçimde ortaya koyuyor.
Geniş dış yaşam alanları, açık güverte düzeni ve güçlü gövde formu; yatın yalnızca Akdeniz kıyılarında gerçekleştirilecek klasik seyirler için değil, daha uzun ve kapsamlı rotalar için de düşünüldüğünü gösteriyor.
Güçlü ve dengeli dış tasarım
Amphib II’nin dış görünüşünde yatay hatlar, uzun cam yüzeyler ve kademeli güverte yapısı öne çıkıyor.
Beyaz gövde üzerinde kullanılan koyu renkli cam kuşakları, yatın yüksek hacimli yapısını görsel olarak inceltirken daha dinamik bir profil oluşturuyor. Üst yapının geriye doğru kademeli şekilde çekilmesi ise hem siluete hareket kazandırıyor hem de açık alanların genişletilmesine katkı sağlıyor.
Baş bölümündeki güçlü ve modern gövde formu, yatın keşif karakterini destekliyor. Kıç bölümdeki geniş helikopter güvertesi ise tasarımın operasyonel yönünü doğrudan görünür hâle getiriyor.
Gövde boyunca kullanılan turkuaz renkli ince detay, beyaz ve siyah ağırlıklı dış tasarıma özgün ve sportif bir vurgu kazandırıyor.
Virtus XP serisinin ikinci gövdesi
Amphib II, Virtus XP platformunun ikinci gövdesi olmasına rağmen standart bir seri üretim yat olarak değerlendirilmemeli.
Platformun temel mühendislik altyapısı korunurken; iç mekân düzeni, güverte kullanımı, ekipman seçimi ve operasyonel gereksinimler tekne sahibinin beklentilerine göre şekillendirilebiliyor.
Bu yaklaşım, kanıtlanmış bir teknik platformun avantajlarını özel üretim anlayışıyla bir araya getiriyor.
Dolayısıyla Amphib II, serinin ilk gövdesinin basit bir tekrarı değil; farklı bir sahip vizyonu, seyir programı ve kullanım senaryosu doğrultusunda geliştirilmiş bağımsız bir proje niteliği taşıyor.
Tuzla’da yoğun üretim programı
Amphib II’nin denize indirilmesi, Mengi Yay Yachts’ın devam eden yoğun üretim programının önemli bir parçası.
Tersanenin yürüttüğü projeler arasında NB 110, NB 113, NB 114, NB 115, NB 116 ve NB 117 bulunuyor. Bu projelerin önemli bir bölümü 52 metre sınıfında konumlanıyor.
Bu tablo, Mengi Yay Yachts’ın yalnızca tek bir büyük projeye odaklanan bir tersane olmadığını; aynı dönemde birden fazla özel üretim süperyat projesini yönetebilecek üretim altyapısına, insan kaynağına ve proje yönetimi kapasitesine ulaştığını gösteriyor.
Türkiye’nin süperyat üretimindeki gelişimi açısından bu kapasite büyük önem taşıyor. Çünkü uluslararası pazardaki sürdürülebilir başarı, yalnızca tekil projelerle değil, aynı kalite standardının birden fazla projede devam ettirilebilmesiyle mümkün oluyor.
Sandaldan süperyatlara uzanan yolculuk
Mengi Yay Yachts’ın geçmişi, şirketin kurucusu Ramazan Mengi’nin 1964 yılında İstanbul Ayvansaray’daki tekne atölyelerinde çırak olarak çalışmaya başlamasına dayanıyor.
Sandal ve balıkçı tekneleriyle başlayan üretim yolculuğu, zaman içinde daha büyük teknelere, guletlere, yelkenli yatlara, motor yatlara ve çelik gövdeli süperyatlara uzandı.
Şirket, 1980’li yılların başında üretimini Tuzla’ya taşıdı. 1989’dan itibaren 30 metre üzerindeki mega yat projelerine yönelmeye başlayan tersane, 2006 yılında ilk çelik konstrüksiyonlu süperyat sözleşmesini imzaladı.
2018 yılında oluşturulan Virtus serisi ise Mengi Yay Yachts’ın modern motor yat üretimindeki yeni dönemini temsil etti.
Serinin farklı boylardaki üyelerinin ardından geliştirilen Virtus XP platformu, tersanenin 52 metre sınıfındaki keşif odaklı süperyat projelerine geçişini güçlendirdi.
Bugün Amphib II, küçük tekne atölyelerinde başlayan bu üretim geleneğinin dünya standartlarında bir süperyat projesine dönüşmesinin en güncel örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Türkiye’nin küresel süperyat üretimindeki yükselişi
Amphib II’nin denize indirilmesi, Türkiye’nin küresel süperyat sektöründeki yükselişinin de somut göstergelerinden biri.
Türkiye’deki tersaneler artık yalnızca üretim maliyetleri veya geleneksel ustalıklarıyla değil; mühendislik, tasarım koordinasyonu, proje yönetimi, özel üretim kabiliyeti ve uluslararası standartlara uyumlarıyla rekabet ediyor.
VYD Studio’nun tasarımı, Van Oossanen Naval Architects’in mühendisliği ve Mengi Yay Yachts’ın üretim tecrübesiyle şekillenen Amphib II, farklı uzmanlıkların Tuzla’daki tersane altyapısında bir araya geldiği uluslararası bir proje niteliğinde.
Bu yapı, Türk yat sanayisinin artık yalnızca üretici değil, küresel ölçekte proje geliştiren ve teknik çözüm üreten bir merkez hâline geldiğini gösteriyor.
Yüzlerce kişinin ortak emeği
Bu ölçekte bir süperyatın denize indirilmesi, tek bir kişinin veya departmanın başarısı değildir.
Amphib II’nin arkasında tasarımcılar, gemi mühendisleri, kaynakçılar, elektrikçiler, marangozlar, boya ekipleri, proje yöneticileri, tedarikçiler ve çok sayıda uzman bulunuyor.
İlk tasarım çalışmalarından gövde inşasına, teknik donanımdan üst yapı imalatına ve denize indirme operasyonuna kadar her aşama, yüksek düzeyde koordinasyon ve disiplin gerektiriyor.
Bu nedenle Amphib II, yalnızca Mengi Yay Yachts’ın yeni bir süperyatı değil; Türkiye’nin yetişmiş iş gücünün, tersane altyapısının ve denizcilik birikiminin ortak ürünü.
Dünya süperyat liginde Türk imzası
52 metreyi aşan uzunluğu, 500 GT sınırının altındaki mühendislik yaklaşımı, çelik ve alüminyum yapısı, helikopter güvertesi ve keşif odaklı karakteriyle Amphib II, Mengi Yay Yachts’ın güncel portföyünde özel bir yere sahip.
Ancak projenin önemi teknik özellikleriyle sınırlı değil.
Amphib II, Türkiye’nin büyük ve karmaşık özel üretim süperyat projelerini tasarlama, yönetme ve inşa etme kapasitesini uluslararası pazara gösteren güçlü bir temsilci.
Tuzla’da denize indirilen bu yat, aynı zamanda Ayvansaray’daki küçük tekne atölyelerinde başlayan bir ustalık geleneğinin, altmış yılı aşkın süre sonra dünya süperyat sahnesine taşıdığı yeni bir imza.
Amphib II, yalnızca denize indirilen yeni bir süperyat değil; dünya süperyat liginde yükselen güçlü bir Türk imzasıdır.
Bilal Yazkan
Küresel Denizcilik Medya Ağı Stratejisti
Motoryat Dergisi
Fotoğraflar: Mengi Yay Yachts







